Yüz bölgesindeki yaşlanma belirtileri her bireyde farklı anatomik koordinatlarda ve farklı hızlarda gelişim gösterir. Bu enjeksiyonel protokolün klinik olarak tercih edildiği ve en yüksek dokusal verimliliğin elde edildiği temel deformasyon alanları şu şekilde listelenir:
Prosedürün başarısı ve doku içindeki kaldırma gücü, kullanılan biyolojik materyallerin viskozite ve elastin özelliklerinin doğru analiz edilmesine bağlıdır. Süreçte tek bir materyal yerine, işlevleri farklı olan şu nesnel bileşenlerden yararlanılır:
Yüz ovalinin cerrahi olmadan yeniden konumlandırılması süreci, doku anatomisine tam uyum gösteren ardışık klinik basamaklarla yürütülür.
1.Bölgesel Uyuşturma ve Cilt Antisepsisi:
İşlem öncesinde cilt yüzeyi makyaj ve dış faktörlerden bütünüyle arındırılarak tıbbi antiseptik solüsyonlarla sterilize edilir. Hastanın enjeksiyon anında mekanik bir sızı hissetmemesi için yüksek absorbsiyonlu topikal lokal anestezik kremler sürülerek bölge bloke edilir.
2.Vektörel Haritalandırma ve Çapa Noktalarının Belirlenmesi:
Hasta dik pozisyondayken yer çekiminin yarattığı sarkma eksenleri analiz edilir. Yüzü yukarı asacak olan elmacık kemiği yayları, şakak kemiği sınırları, çene köşeleri (gonion) ve kulak önü fasyal hatları özel kalemlerle vektörel olarak haritalandırılır.
3.Künt Kanüllerle Derin Plan Enjeksiyon Fazı:
Blok anestezi sağlandıktan sonra, ciltte mikro giriş delikleri açılır. Damar ve sinir ağlarına zarar vermemek adına ucu keskin olmayan, esnek ve künt yapılı mikro kanüllerle derin planlara (kemik zarı üzerine ve derin yağ yastıkçıklarına) girilerek materyaller planlanan dozlarda homojen olarak bırakılır.
4.Doku Stabilizasyonu ve Klinik Kontrol:
Enjeksiyonlar tamamlandıktan sonra, bırakılan jellerin doku aralıklarına pürüzsüzce entegre olması ve dalgalanma yaratmaması için yüz yüzeyine nazik el masajları ile şekil verilir. Yüzün simetrisi kontrol edilerek, hasta hemen günlük yaşantısına uğurlanır.
Modern estetik tıp uygulamalarında bu yöntemin hasta memnuniyetini artıran en somut faydaları şu şekilde sıralanabilir:
Her ne kadar cerrahi içermeyen güvenli bir profil çizse de, bu enjeksiyonel tedavilerin yasal ve medikal kurallar çerçevesinde kesinlikle uygulanmaması gereken tıbbi sınırlar mevcuttur:
1- Sıvı yüz germe protokolleri sonrasında yüzüm çok şişer mi, yapay bir görünüm oluşur mu?
Hayır, doğru katman planlaması yapıldığında yüzün yapay olarak şişmesi veya aşırı büyümesi söz konusu değildir. Yapay ve şiş görünümler, genellikle sarkan dokuların altını doldurmak amacıyla yapılan hatalı ve aşırı hacimli yüzeyel dolguların bir sonucudur. Sıvı yüz germede ise amaç yüzü şişirmek değil, anatomik çapa noktalarını (kemik üstü bağları) kullanarak sarkan dokuyu yukarı asmaktır. Bu sayede yüz hacimsel olarak büyümez, aksine yukarı taşındığı için daha ince ve oval bir hat kazanır.
2- Enjeksiyonların yapıldığı esnada ya da sonrasında çok şiddetli bir acı ve ağrı hissedilir mi?
Uygulama öncesinde cilde sürülen yüksek etkili anestezik kremler cilt yüzeyindeki duyu reseptörlerini büyük oranda uyuşturur. Ayrıca enjeksiyon esnasında kullanılan yeni nesil medikal jellerin kendi içeriklerinde de lokal anestezik maddeler (lidokain vb.) yer almaktadır. İşlem ucu keskin olmayan künt kanüllerle yapıldığı için doku içindeki ilerleme esnasında sadece hafif bir baskı ve yer değiştirme hissi algılanır; dayanılmaz, şiddetli bir ağrı tablosu oluşmaz.
3- Uygulama tamamlandıktan sonra yüzde morluk, şişlik veya reaksiyon kalır mı?
İşlemin hemen ardından enjeksiyon noktalarında mikro düzeyde kızarıklık ve ilk 24 ilâ 48 saat boyunca hafif bir doku ödeminin oluşması hücresel adaptasyonun son derece doğal bir parçasıdır. Künt kanüller damarları kesmek yerine yana doğru ittiği için morarma riski oldukça düşüktür; ancak hassas cilt yapılarında mikro düzeyde morluklar belirebilir. Bu geçici belirtiler, soğuk kompres uygulamaları ve hekimin önereceği koruyucu kremler sayesinde birkaç gün içinde bütünüyle dağılarak kaybolur.
Klinik dermatoloji ve kozmetik dermatoloji hakkında tüm merak edilenler için bize ulaşabilirsiniz.